Doktor Serdar Kıyak kimdir? Serdar Kıyak öldü mü?

By Buse Yıldız - Teknoloji & Dijital Yayıncılık Editörü
5 Min Read

Samsun’un Bafra ilçesinde sıradan bir akşamüstü yaşanan feci bir trafik kazası, kısa sürede Türkiye’nin en çarpıcı adli vakalarından birine dönüştü. Peki, Doktor Serdar Kıyak kimdir? Serdar Kıyak öldü mü? Serdar Kıyak’ın eşi kim? Detaylar haberimizde!

Türkiye’nin yakın dönem adli tarihine damga vuran en sarsıcı olaylardan biri, Samsun’un Bafra ilçesinde sıradan bir akşam vakti yaşanan ve başlangıçta trajik bir trafik kazası olarak kayıtlara geçen, ancak soruşturma derinleştikçe karmaşık bir aile dramını ve cinayet şüphesini gün yüzüne çıkaran bir vaka olarak kamuoyu gündemine yerleşmiştir. Olayın merkezindeki isim olan 32 yaşındaki psikiyatri asistanı Doktor Serdar Kıyak, bu olayla birlikte tüm Türkiye tarafından tanınırken, yaşananlar ardında aile içi şiddet, yasak aşk ve çelişkili ifadelerle dolu, sanığın cezaevinde hayatına son vermesiyle nihayete eren çok katmanlı bir dosya bırakmıştır.

Kaza Görünümünden Cinayet Şüphesine Evrilen Süreç

Her şey, 12 Eylül tarihinde saat 18.00 sularında, Asar Mahallesi mevkiindeki Altınkaya Barajı yolu üzerinde Doktor Serdar Kıyak yönetimindeki otomobilin, henüz tam olarak aydınlatılamayan bir nedenle kontrolden çıkarak yaklaşık 30 metrelik bir yükseklikten Kızılırmak Nehri’nin sularına gömülmesiyle başlamıştır. Olayın hemen ardından bölgeye çok sayıda jandarma, sağlık ve itfaiye ekibi sevk edilirken, araç sürücüsü Serdar Kıyak kazadan yaralı olarak kurtulmayı başarmış; ancak araçta bulunan 34 yaşındaki eşi Gülşah Karaman Kıyak ile henüz bir yaşındaki oğlu Alperen Poyraz Kıyak’ın cansız bedenlerine ulaşılmıştır. Doktor Kıyak’ın olay sonrası verdiği ilk ifadede yer alan beyanı ise soruşturmanın seyrini belirleyen ilk önemli nokta olmuştur.

Navigasyona baktım, direksiyon hakimiyetini kaybettim.

Kıyak’ın, araçta eşi ve çocuğunun uyuduğu bir anda navigasyonla ilgilendiği için kontrolü kaybettiğini belirttiği bu ilk ifadesi, ilerleyen günlerde ortaya çıkan yeni deliller ve şüpheler ışığında sorgulanmaya başlanmıştır. Kriminal incelemeler sonucunda kaza mahallinde araca ait herhangi bir fren izine rastlanmaması, olayın ani bir kontrol kaybından ziyade bilinçli bir eylem olabileceği ihtimalini güçlendirmiştir. Ayrıca, görgü tanıklarının ifadelerine göre Kıyak’ın, araç sudan çıkarılırken soğukkanlı bir şekilde kenarda beklediği ve acil yardım hattını arayan kişinin kendisi olmadığı yönündeki bilgiler, soruşturmayı yürüten savcılığın dikkatini çekmiştir. Dosyaya giren değerlendirmelerde, Kıyak’ın suya düşmeden önce cep telefonu gibi kişisel eşyalarını araçtan çıkarmış olabileceği ihtimali üzerinde durulmuştur.

Soruşturmayı Derinleştiren İddialar ve Tutuklama Kararı

Vakanın bir kazadan öte, tasarlanmış bir cinayet olabileceği yönündeki şüpheleri en çok besleyen unsurlardan biri de, hayatını kaybeden Gülşah Kıyak’ın yakın çevresine daha önce göndermiş olduğu ve eşinin kendisine zarar verebileceğine dair endişelerini dile getirdiği iddia edilen mesajlar olmuştur. Bu mesajların içeriği, kamuoyunda büyük bir infial yaratırken, soruşturmanın seyrini de tamamen değiştirmiştir. Soruşturma dosyasına yansıyan bilgilere göre, Doktor Serdar Kıyak’ın görev yaptığı hastaneden D.C. isimli bir psikolog ile duygusal bir ilişki yaşadığı ve bu durumun eşiyle arasında sürekli tartışmalara neden olduğu öne sürülmüştür. Kıyak’ın psikiyatrik ilaçlar kullandığı ve geçmişte bir intihar teşebbüsünde bulunduğu iddiası da dosyada yer alan diğer önemli detaylar arasında bulunmaktadır. Tüm bu şüphelerin birleşmesiyle, eşi ve çocuğunun defnedilmesinin hemen ardından gözaltına alınan Serdar Kıyak, jandarmadaki sorgusunda susma hakkını kullanmış ve 17 Eylül’de çıkarıldığı mahkemece ‘tasarlayarak kasten öldürme’ suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir.

Cezaevinde Yaşananlar ve Davanın Sonuçsuz Kalması

Tutuklanarak cezaevine konulmasının üzerinden yalnızca birkaç gün geçmişken, Serdar Kıyak’ın koğuşunda iple kendini asarak intihar girişiminde bulunması, olayın bir başka trajik boyutunu oluşturmuştur. Ağır yaralı olarak önce Bafra Devlet Hastanesi’ne, ardından Samsun Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edilen Kıyak, tedavisinin tamamlanmasının ardından Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na nakledilmiştir. Ancak hukuki süreç bir karara bağlanamadan, Kıyak’ın yaşamı burada son bulmuştur. Kaldığı tek kişilik koğuşun havalandırma penceresinin korkuluklarına bir çöp poşetiyle kendini astığı tespit edilen Kıyak’ın, olay yerine gelen sağlık ekiplerinin tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadığı ve hayatını kaybettiği resmi olarak doğrulanmıştır. Serdar Kıyak’ın ölümü, hakkındaki ‘tasarlayarak kasten öldürme’ suçlamasıyla ilgili mahkeme bir hüküm veremeden davanın fiilen kapanmasına neden olmuş ve olayın ardındaki gerçeklerin hukuken tam olarak aydınlatılamamasına yol açmıştır.

Share This Article
Teknoloji & Dijital Yayıncılık Editörü
Follow:
Buse Yıldız, teknoloji ve yapay zekâ ekosistemindeki gelişmeleri haberleştirir; yanlış bilgiyle mücadele için veri/doğrulama araçlarını kullanır. NewsArticle şeması, News sitemap ve AMP/performans iyileştirmeleri gibi teknik konularda redaksiyona destek verir, görsel ve başlık standartlarını arama sonuçlarıyla uyumlu tutar.
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir